söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



MEHMET ÂKİF VE İSTİKLÂL MARŞI -I


MEHMET ÂKİF VE İSTİKLÂL MARŞI -I

İstiklal Marşımızı ve vatan şairi yazarı  Mehmet Akif Ersoy’u her Türk vatandaşının  bilmesi, yazıldığı yıllardaki o milli mücadele  ruhunu canlı tutması ve çocuklarına anlatması gerektiği izahtan vârestedir. Bilindiği gibi İstiklal Marşı, Milli Mücadelenin devam ettiği sırada  Mehmet Akif tarafından yazılarak 12 Mart 1921 yılında 1.Meclis tarafından Milli Marş olarak Kabul edilmiştir. İstiklal Marşımızın kabul ediliş tarihinin yıl dönümüne yaklaşmamız dolayısıyla bu yazımızda, bu konuda yazılan eserlerden faydalanarak, Mehmet Akif ve ve İstiklal Marşımızdan bahsetmek istedim.
Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılında İstanbul’da, sade ve geleneksel bir hayatın yaşandığı Fatih’in Sarıgüzel semtinin Nasuh mahallesinde 12 numaralı evde (Büyük bir yangında harap olan bu semtin ortasından bugün Vatan Caddesi geçmektedir) dünyaya gelmitir. Babası, Fatih müderrislerinden İpekli Tahir Efendi'dir. Annesi Buhara Türklerinden Emine Şerife Hanım'dır.
Âkif konuşmaya başladığı andan itibaren babası ona Kur'an-ı Kerim'den  âyetler ezberletmeye başlamıştır. Henüz dört yaşındayken Fatih'te Emir Buhârî mahalle mektebinde ilk tahsiline başlamıştır. Daha sonra yine Fatih semtinde  Fatih Merkez Rüştiyesini (orta okul) ve daha sonra da Mülkiye'nin idâdî (lise) kısmını bitirmiştir.
Bu eğitim-öğretim esnasında bir taraftan da babasından arapça, fıkıh, tefsir gibi dinî ilimler tahsil etmekte, Esad Dede'den de Farsça dersleri almaktaydı. İlme ve ilim tahsiline doymak bilmiyordu âdeta.
1887 senesine kadar eğitim hayatı kesintisiz devam etmiştir. Bu sene içerisinde üst üste gelen iki acı, Âkif i kedere boğmuştur. Hem hocası, hem arkadaşı olan babası bu sene içerisinde vefat etmiştir. Babasının vefatından sonra büyük Fatih yangınında evleri yanmıştır. Bu hadiselerden sonra ailesinin mesuliyeti de omuzlarına yüklenen Akif, Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebine (Ziraat ve Veterinerlik Fakültesi) girerek yüksek tahsilini tamamlamış ve hayata atılabilecek duruma gelmiştir.
Okulu bitirdiği 1893 yılndan memuriyetten ayrıldığı 1913'e kadar Anadolu ve Rumeli'de çeşitli görevlerde bulunmuştur. Memuriyeti esnasında bir yandan da, Halkalı Ziraat ve Ziraat Makinesi mektepleriyle, İstanbul Darülfünununda (İstanbul Üniversitesinde) edebiyat ve hitabet dersleri vermiştir.
Balkan harbinin arkasından memuriyetten ve üniversite hocalığından istifade etmiştir. Akif o andan itibaren bütün varlığıyla vatan hizmetine koşmuştur. Balkan faciasını müteakip İstanbul'un büyük camilerinde binlerce İstanbulluya verdiği vaazlarında mağlubiyetin sebeblerini tahlil ediyor ve ümitsizliğe yer verilmemesini ikaz ediyor; ümidvâr olmalarını, ayrılığa asla yer verilmemesini, birlik ve beraberlik içerisinde olunmasını, Cenab-ı Hakka bağlılıktan ayrılınmadığı müddetçe zaferin er geç kendilerinin olacağını söylüyordu.
İstanbul'da hizmet imkânının tamamen kaybolması üzerine de mücadelesini sürdürmek üzere Anadolu'ya geçerek mücadelesini orada devam ettirmiştir.

 

Bu makale 1347 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz