söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



Feridun Erman-PEACE CORPS  (Barış Güçü)


PEACE CORPS  (Barış Güçü)
                                                                                                Feridun Erman
                                                                                        
Sene 1967 Gazi Eğitim Enstitüsü İngilizce Bölümü 2. sınıftayız. Bir takım genç Amerikalılar geldi okula. Daha doğrusu bizim bölüme. Biz önceleri bunları  “ native speakers” yani yerli konuşmacılar (ana dilini konuşanlar) olarak kabullendik. Aslında bunlar  “barış gücü” ya da “ barış gönüllüleri” diye adlandırılan, öğretmenlikle ilgisi bulunmayan,
üstelik çoğu da orta öğretim mezunu kişilerdi. Örneğin; Mr Carter vardı. Marangozluk okulu mezunu imiş.Dick Lilly vardı ki en tahsillisi oydu gazeteci idi. Bir de Miss James diye çıtkırıldım bir kız vardı. Mesleği herhalde daha belli değildi ve sanırım Gazetecilik öğrencisi idi. Miss James’e bir şey sorardınız yanıt “ I don’t know! Yani “ bilmiyorum” olurdu çoğu kez. Aralarında yalnızca Lilly çalışır ve öyle gelirdi derse. James, “English composition”yani İngilizce kompozisyon dersine gelirdi ki çok önemli bir dersti. Carter ise “grammar” yani dilbilgisi derslerine girerdi yanlış anımsamıyorsam. Bu Demirel Hükümetinin bir politikasıydı. Ya da Amerika’nın bir dayatmasıydı, bilemiyorum. Ama bu insanların bir türlü bilgi taşıma görevi üstlendiklerini düşünüyorduk öğrenciler olarak.  Zira yurdun en ücra köşelerine kadar hemen her yerde görev almışlardı ve maaşlarını Amerika ödüyordu. Bu olay ortaokul ve liselerde tuttu sayılabilir. Ama bize gelince biz yarının öğretmenleriydik ve karşımızda süklüm püklüm bu insanlara tahammülümüz yoktu.  Bir öğretmen öğrenci toplantısında bölüm başkanı olarak bu insanları istemediğimizi açık açık söyleyince Miss James ağlayarak dışarı çıktı.  Bu arada Mr Carr diye İngiliz Kültürü derslerine giren İngiliz konuşmamdan sonra gelip:” Ben bu okulda iken sen asla mezun olmazsın!” dedi.  Ben de gerekli yanıtı en sert biçimde verdim. Ve de gerçekten yalnızca İngiliz Kültür dersinden yarım dönem kaybettim….
Şimdilerde Milli Eğitim Bakanı’nın bilmem kaç bin yabancı öğretmen getirileceğini söylemesi üzerine geçmişte yaşadığımız bu olay geldi aklıma. Bunca İngilizce öğretmeni açıkta beklerken bu yabancı öğretmen olayı nereden çıktı diye düşünmeden edemiyorsunuz.
Şimdi sorulması gereken sorular şunlar olmalı:
Atanması yapılmayan öğretmenler dururken bu yabancı öğretmen getirme işi nereden çıktı?
Bekleyen öğretmenlerin atanamamasının nedeni getireceği mali yük diye düşünülürse; bu yabancı öğretmenlerin maaşını kim ödeyecektir?
Acaba bu yabancı öğretmenlerin maaşları yine ABD tarafından mı ödenecek?
ABD düşmanlığının ya da yaratılmış ve giderek büyüyen antipatinin silinmesi için ABD yetkilileri uğraşmaktaydılar. Ve geçmiş senelerde bu“antipatiyi azaltma” direktifi vermişlerdi diye anımsıyorum. Yoksa Anadolu’nun dört bir yanına dağılacak bu öğretmenler bu görevi mi üstlenecekler?
Durup dururken ve de atama bekleyen bunca öğretmen varken bu yabancı öğretmen meselesi nereden çıktı? Sayın Kılıçdaroğlu’nun  aile sigortası gibi projelerine nereden kaynak yaratacağı konusu sorulacağına bence asıl bu öğretmenlere ödenecek paranın kaynağını açıklamak gerekmez mi?  Kaldı ki yabancı dili seçmeli derse dönüştüren anlayışa bu yabancı dil sevgisi birdenbire nasıl doğdu? Milli Eğitim Bakanı Hanımefendinin bu soruları açıkça yanıtlaması gerekir.
Eğer olay düşündüğümüz gibi ise Amerika’ya sempatizan yaratacak ve ülkenin bölünmesinde rol oynayabilecek bu yabancı öğretmen olayını unutsak iyi olur derim!

 

Bu makale 1136 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • Elif Ersin (8/4/2011)
    Ben başka zamanlar bu kadar sızlanışını gördüğüm insanlarımızın,öğretmen adaylarımızın, niye hiç tepki göstermemesine şaşırıyorum.