söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



YAKIN GELECEĞİN TARIMI "MEYVECİLİK"


YAKIN GELECEĞİN TARIMI "MEYVECİLİK"

Anımsarmısınız bilmem Söktaş grubu Germencik'te Hayvan çiftliği kurmaya başladığında herkes birbirinin yüzüne bakmaya başlamıştı... Tabi bende aynı... Herkes evinde bağladığı 2-3 ineğin hakkından gelemeyip yedirdiği yemin parasını kurtaramazken "bu adamlar ne yapıyor" demekten kendimizi alamamıştık...
Onlar hiç konuşmadı... Zaten kolay konuşmazlarda... Sadece iş yaparlar... Biz züğürtlerin çenesi yorulur nedense... Geldiğimiz nokta bellidir... Et fiyatları... Marketler ramazan boyunca zam yapmamaya söz vermişler. Yaşasın bu ay 150 gr et alabileceğiz demek! Sütü, yağı, peyniri yavaş yavaş lüks tüketim maddeleri aarasına girdi bile... Ne yaparsınız bizde inek varken zarar, onlarda varken yarar...
Bir başka örneğe geçeceğim... Yakın zamanda hiç limon aldınız mı? Almadıysanız ben söyleyeyim. Kg 4 TL. Evet yanlış duymadınız dağımız taşımız narenciye dolu olduğu halde 4 TL... Hani sevgili HÜSEYİN AVNİ ÖZBAŞ Ağabeyim Yalama mevkiindeki pamuk tarlalarını üsstelik bire iki oranında Yuvaca Boynaktaki taşlık işe yaramaz arazilerle değiştirmeye başladığında hep gülmüştük ya!... Bu adam kafayı yedi galiba cümlesiyle başlayan sohbetler yani... Kafayı kimin yediği şimdi daha net ortaya çıktı... Üstelik Kerim Ağabey ve Salih kardeşime rağmen dimdik ayakta... (Bu da işin esprisi). Yüzünden gülücükler eksik olmuyor Hüseyin ağabeyimin...
Belki birbirine ters gibi görünen 2 örnek... Ama tıpatıp aynı sonucu doğuran 2 müthiş ÖRNEK OLAY... Hüseyin ağabey çalışmasında hiç te ketum davranmayıp kapılarını bize açmış o günü ve bugünü tüm ayrıntısıyla anlatmıştı... Neden bu taşlı arazileri seçtiğini bilimsel verileri ile de aydınlatarak... Hatta bu bahçenin yanına birde küçük hayvan çiftliği tesis ederek bugünlere adeta prejeksiyon tutmuştu...
Biliyorum hemen itirazınız gelecek...Verdiğin iki örnekte para gücüne dayalı Ali diyeceksiniz... Haklısınız... Siz bu boyutta yapmayın... Küçücük 5 dekar 10  dekar olmaz mı? Hele köy altlarında pamuğa hiç elverişli olmayan küçük parçalarımızı değerlendirmek adına... Kendi emeğimizi koyarak... Taşları takoza yerleştirme yerine bahçe içine ağaçların altına serperek hani!...
Büyük şirketler hızla meyve bahçeleri kurmaya başladılar... Bu habere kulak verin... Yineliyorum büyük şirketler çok büyük meyve bahçeleri kuruyorlar... Özellikle de suyu sıkılabilen meyvelerin üstelik... Pazarda ihracatta değerlendiremediniz. Atın makineye...
Keşke dememek için sıvayın kolları... Karacahayıtlı, Özbaşlı, Çalıköylü, Nalbantlarlı kardeşim durma elma dik... Bak yanıbaşına Süleyman Demirel Üniversitesi Zıraat Fakültesi Elma Fidanlığı kurdu... Başında canavar gibi bir kardeşimiz Profosör Atilla bey var ekibiyle...Teknik danışmanın bedava ...Hiç birşey bilmiyorsan onun yaptığını yap yeter...
Sen Güllübahçeli, Yuvacalı, Atburgazlı, Tuzburgazlı, Doğanbey kardeşim Hüseyin Bey'i taklit et... İnanın kıskanmaz hatta teşvik eder... Etrafıyla büyük bir pazar oluşturmak canına minnet onun da... Zaten insan olarakta örnek bir insan... Sarıkemerli, Serçinli, Avşarlı, Yeşilköylü kardeşim kayısı dene, şeftali dene. İstersen elma dik istersen limon, portakal, nar...
10 ağaç 20 ağaç demeyin... Unutmayın ki koca okyanusların oluşumu damlaların bir araya gelmesidir... Biraz emek,biraz akıllı yatırım kurtuluşumuz olacaktır... Akıl derken bizim uzun boylu düşünmeye bile ihtiyacımız yok... Şirketlerin danışmanları, programcıları zaten yeterince düşünüp bu projeleri yaaşama geçiriyorlar... Bizim yapacağımız bu projelerde aklımıza yatanları taklit etmek... Hiç kimsede taklit etme demiyor zaten...
Haydi beyler bırakın iskambilleri taşları biraz bu konuda sohbet edelim... Ne dersiniz?

 

Bu makale 2915 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz