söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



KUR'AN VE DUA ÖLÜLERDEN ÇOK YAŞAYANLAR İÇİNDİR


KUR’AN VE DUA ÖLÜLERDEN ÇOK YAŞAYANLAR İÇİNDİR
                                                                                                                                                                                              
Pekçoğumuz kendimizi duygularımıza bıraktığımızda ne samimi dualar ederiz. Aklımızla ulaşmak istediğimizde bize çok uzaklarda gibi gelen Yüce Allah, sevgi ve duygu ile ulaşmak istendiğinde aslında ne kadar da yakındır. Sevgili Peygamberimiz, ‘Dua ibadetin özüdür’, demiştir. Kur’an-ı Kerim’in Bakara suresinin 186. Ayetinde Hz. Peygamber’e şu mesaj verilmiştir: “Kullarım sana beni sorarlarsa, bilsinler ki, ben çok yakınım; bana dua ettiklerinde dualarına cevap veririm.”
Bir meslekdaşım anlatmıştı: Bir zamanlar hüzünlü bir hanım kendisini ziyaret eder. İki yıl önce eşini kaybetmiş, bir oğlu ile bir kızı ve torunları varmış. Ama hepsi de yurt dışında yaşıyorlarmış. Kocasının sağlığında çok aktif olan bu hanım, iki yıl boyunca bir durağanlık içinde iken yeniden faal olması gerektiğine karar vermiş ve çalışmaya başlamış. Kocası ölmeden bir kaç yıl önce, eşi ile birlikte Kur’an-ı Kerim’i, anlamı ile okumaya başlamışlar. Bir kaç yıl aradan sonra bu okumayı yalnız olarak ve eşini anarak sürdürüyormuş. Hanımın bir sorusu vardı. Kocasının ruhuna Kur’an-ı Kerim okumak istiyordu, fakat hangi surenin buna en uygun olacağına karar veremiyordu. Şimdiye kadar öğrendiği üzere Yasin ve Mülk (Tebareke) surelerini okumak istiyor ve okumaya başlıyor. Fakat o sürelerin anlarına baktığında içinde bu amacına uygun olup olmadığını tam kestiremiyor. Hatim indirerek yani Kur’an’ı baştan sona bitirerek ölünün ruhuna bağışlamayı da pek çözememişti. Çünkü Kur’an’ın içindekiler, hep yaşayan insanlara verilmiş öğütler ve bilgilerdi, ölmüş yakınlarına karşı acaba ne yapmalıydı hangi süreleri okumalıydı?
Bu bilinçli hanım, Kur’an’ın ölülerden daha çok yaşayanlar için gönderildiğini anlamış, fakat caseretle ifade edemiyordu. Mehmet Akif’in dediği gibi, Kur’an’ın fal bakmak veya mezarlıkta okunmak için inmediği artık anlaşılmaktadır. Hatim indirerek veya Kur’an’dan sureler okuyarak, sevaplarını ölmüşlerimizin ruhuna hediye etmemizin anlamı, bizim onları okumuş olmakla kazandığımız sevaplardan, yakınlarımızın hisselerine düşenin onlara ulaştığından haberdar olmamızdır. Eğer ölenlerimizin yaşayan uzantıları olarak bizlerin yaptığı her iyilikte onların payı olduğunu hatırlarsak, bu davranışımızın anlamını kavramamız kolaylaşır. Çünkü henüz yaşamakta olan bizler çeşitli iyilikler yaptığımızda, bunların sevaplarını bilinçli olarak onlara hediye etmesek bile, onlar bu iyiliklerden paylarını alırlar, yani bu sevaplar onlara kendiliğinden ulaşır.
Sevgili Peygamberimiz (a.s), ölümle birlikte insanın sevap işleme imkânının kesileceğini, fakat üç sınıf kimsenin sevap işleme fırsatının devam edeceğini bildirmiştir. Bu kimseler, arkalarında insanların faydasına olacak şekilde faaliyete devam edecek cami, okul, yol, hastane, çeşme gibi eserler bırakanlarla; insanları bilgi ve duyguca yükseltecek bilim ve sanat eserleri bırakmış olanlar ve iyilik yapmaya devam edecek hayırlı evlat yetiştirmiş olanlardır. Öyleyse bu eserler faaliyette oldukça, sahiplerinin, onların sevabından pay alma hakkı devam edecektir. Başkaları bunu bilse ve bağışlasa da bu, böyledir. Bilmese de bağışlamasa da bu yine böyledir. Elbette bilinse ve bağışlansa, bu güzel insanî duygu aramızda yaygınlaşır ve hepimizi iyiliklerde yarışmaya teşvik eder.
Kur’an’dan sureler okumak, hatim indirmek veya hatim indirterek sevabını ölmüşlerimizin ruhuna hediye etmek te geleneğimizde aslında bu anlamdadır. Kur’an’ı okumanın her türlüsü sevaptır; fakat onu okumayı pekiştirerek doğru okumanın yanı sıra anlamını bilip uygulamak daha önemlidir. Çünkü en çok okuduğumuz kitabı en iyi biliriz.
Dua etmek demek, sadece ölenlerimize bağışlamak üzere bir şeyler okumak demek değildir. Dua, belki ölülerden daha çok kendimiz ve etrafımızdaki kimseler için yapılması gereken bir davranışdır. Her insan bilinçli veya bilinçsiz olarak dininin gereği ve külürel bir anlayış olarak devamlı veya ara sıra dua eder. Çünkü bazen öyle bir güçlükle karşılaşır ki, bunun üstesinden maddi ne tür bir yardım alırsa alsın gelemez. Bu durumda en azından o andaki imkânlarla üstesinden gelemediği bu güçlüğün ortadan kalkması için en güçlü varlık olan Yaratanından yardım ister. İşte dua insanın bu gibi durumlarda Yaratıcısıyla kurduğu doğrudan bir ilişkidir. Elbette insan sadece zor durumlarda dua etmemeli, bütün işleri yolunda gittiği zaman da dua etmelidir.
Kur’an-ı Kerim’de Allah bize peygamberlerin ağzından birçok dua örnekleri öğretmiştir. Bilenler için elbette bu dua kalıplarını kullanarak dua etmek güzeldir. Ancak duanın mutlaka belli kalıplarla yapılması gerekmez. İçimizden geldiği gibi kendi kelimelerimizi ve cümlelerimizi kullanarak kendi ana dilimizle de dua edebiliriz. Belki en güzel dualardan birkısmı da bu olsa gerektir. Önemli olan Yüce Yaratıcıya yönelmek ve onunla irtibat kurmaktır. Bu irtibatı en güçlü bir biçimde sağlayan ise muhakkak ki duadır.
Bu mubarek günlerde Kur’an’ın mesajını doğru anlayıp uygulamamız ve Yaratanımıza sığınmamız dileğiyle hoşca kalın.

 

Bu makale 743 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz