söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



İbrahim Özgezici'nin kaleminden


İbrahim Özgezici’nin kaleminden

 

TANIYALIM, KORUYALIM, TANITALIM

 

Söke pek çok tarihi değere sahip bir şehir. Sınırları içerisinde sayısız tarihi ve turistik esere ev sahipliği yapıyor. Fakat bu tarihi değerlere gereken özen ve önemi gösterdiğimizi söylemek yanlış olur. 

Söke Merkezinde bulunan camilerimizi buna örnek olarak gösterebiliriz. İlyas Bey Camii (Kocacami) bugün yapım yılını bile bilmediğimiz tarihi bir cami. Kare planlı olarak yapılan caminin giriş kapısında H.1237 (1821) yılına ait 14 satırlı onarım yazıtı mevcut. Caminin kapı kanatlarının Balat’da bulunan Balat İlyas Bey Camii’nden getirildiği yönünde bilgiler var. Cami hakkındaki hemen hemen tüm bilgimiz bu kadar.

Bir de şehir efsanesine dönen bir uçak hikayesi var camiyle alakalı. Savaş döneminde yakınlarda düşen tek motorlu bir düşman uçağının kalıntılarının atlı arabalarla çekilip, zamanının önemli merkezi olan caminin içindeki bir ağaca zincirlendiği anlatılır. 

Kulaktan dolma, eksik ve yanlış bilgileri düzeltmek bizim görevimiz. Caminin tarihçesinin araştırılıp, cami ile alakalı bilgilerin derli toplu en az iki dilde cami avlusunda bulunması şart. Bilmediğimiz bir tarihi başkalarına nasıl anlatabiliriz.

Camimizin avlusundan bahsetmişken, cami etrafındaki duvarların olmadığı, etrafının yeşillendirildiği ve belediye meydanıyla bir bütün hale getirildiğini görmek bize nasip olur mu bilmiyorum. Fakat böyle bir proje hem belediye meydanını, hem de camimizi daha görkemli olarak göz önüne çıkaracak, ilçemizi ziyaret eden yerli ve yabancıların da bugünkünden çok daha fazla ilgisini çekecektir. 

Eski tarihli camilerimize, Yenicami, Hacı Ziya Bey, Çeltikçi ve pek çok camimimizi ilave edebiliriz. 

Söke Merkezde bulunan Şehir için çok önemli olan “Kavas Dede Türbesi” de, çok değil bundan en fazla 15 yıl önce rahmetli Abdullah Gezer tarafından gösterilen çabayla derli toplu bir hale getirilmiş, sonrasında araştırmacı yazar Ensar Turgut Tekin’in derlediği bilgilerin türbe önünde yazılı hale getirilmesi sağlanmıştır. 

Belediye önündeki çeşmemizin adı “Hasan Efendi” çeşmesi. Çeşme ile ilgili ben elli yıllık Sökeli olarak bir bilgiye sahip değilim. Gelip sorana ne anlatacağımı ben bilmiyorum. Tarihi korumak istiyorsak onu bilinir hale getirmek çok önemli.

Günümüzde bilgi çok değerli. Fakat o bilgiyi doğru, eksiksiz aktarabilmemiz için önce bizim öğrenmemiz şart. Şehrimizdeki tüm tarihi binaların, çeşmelerin, hanların, sokakların, caddelerin tarihini o binanın, o çeşmenin, o hanın duvarlarında kimseye ihtiyaç duymadan okuyabilmeliyiz.

1998’de hayırsever Güngör Pura tarafından ‘Fatma Suat Orhon Müze ve Sanat Evi’ olarak kullanılmak üzere Söke Belediyesine bağışlanan ardından, geçtiğimiz önceki yıllarda yapılan tadilat ve düzenlemeyle mini bir etnografya müzesine dönüştürülen Fatma Suat Orhon Müze ve Sanat Evimiz var. Müze içerisinde bölgeye ışık tutan pek çok eşya, doküman, fotoğraf mevcut. Geçmiş belediye döneminde başta Cevdet Üzüm’ün bireysel çabalarıyla, bu günkü haline kavuşan müzenin daha da geliştirilmesi, günümüzde daha farklı bakış açılarını, profesyonel müzecilik yaklaşımını çatısı altında toplayan, sergileyen bir anlayışın devam ettirilmesi şart.

Müzeler o şehrin zaman makinaları gibidir. Sadece belli ailelerin ya da belli mesleklerin değil, tüm şehrin dokusunu, vizyonunu sergilemekle yükümlüdür. Müzede alt katta bulunan, gün ışığına çıkarılmayı bekleyen bir bölüm de mevcut. Oyuncak sergisi. Yapılırken, çocukların oyuncakları tanıması, onlara dokunması, oynaması için planlanan bu galeriyi “Oyuncak Atölyesi”ne dönüştürmek mümkün.

Müzemizin bir bölümü Güllübahçeli kadınların kendi el emekleriyle yaptıkları mükemmel güzellikteki bez bebekler için bir üretim ve tanıtım atölyesi haline bile getirebilir. El emeğiyle; ahşap, metal, cam, kil oyuncak üreten, kadın ve erkeklere de burada ve başka alanlarda yer gösterilebir. 

“Söke Bez Bebekleri”, “Söke Ahşap Oyuncakları”, “Söke Kumbaraları” neden olmasın. Çocukların internet bağımlılığını en aza indirmek için çocukları oyuncaklarla tanıştırmak şart. Asosyal bireyler yerine, paylaşan, üreten bireylere ihtiyacımız var. Tahmin ediyorum ki Sökeliler, bahçesinde çocukların oynadığı bir müzeyi, soğuk taş duvarlı bir müzeye tercih ederim.

 

PLAKET, HEDİYELİK EŞYA 

Söke’de yıl içerisinde onlarca hatta yüzlerce küçüklü, büyüklü törenler düzenleniyor. Bu törenlerde pek çok kişiye ödüller, plaketler veriliyor. O ödül ve plaketlere dikkat ediyorum. “Pamuk” figürü yok. “Zeytin” figürü yok. Hem bölgemizin can damarı pamuk, zeytin diyeceğiz, hem de pamuğu, zeytini tanıtacak bir figüre kendimiz bile yer vermeyeceğiz, kendi inanmadığımız şeye de başkalarını inandıracağız öyle mi.

Biran önce plaketleri pamukla, zeytinle, buğdayla süslemeliyiz.

Söke’ye ziyarete gelenlerin satın alabileceği hediyelik küçük pamuk balyaları, pamuk kız heykelleri, pamuk anahtarlıklar, Terrarium (Cam Çiçek Fanusu) içinde mini zeytin ağaçları, pamuk tarlaları üretmeli, bunların atölyeleri açılmalı, Sökeli kadınlarımızın bu üretime katılımının sağlanması şart. Böylelikle Söke’ye gelen insanlar, Söke’den alıp götürebilecekleri hediyelik eşyaya kavuşurken, Söke’de tanıtımını yapar, sağladığı ekonomik gelirle de kadınlarımız, dolayısıyla şehrimiz yüksek gelir sağlar.

 

Bu haber 182 kez okundu.

FOTOĞRAF GALERİSİ

Bu habere ait başka fotoğraf bulunmamaktadır.
Yorumlar
    Henüz bu habere ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz