söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



ORUÇ


Ramazan Günleri                 Tarih      İmsak     Güneş      Öğle     İkindi    Akşam     Yatsı
2 -Perşembe                      12.08.10    04:42     06:16       13:23    17:08    20:17      21:4

ORUÇ


İslâm'ın beş temelinden biri de Ramazan ayında oruç tutmaktır.
Oruç; niyet ederek ve bilinçli olarak tan yerinin ağarmaya başlamasından (imsak vaktinden) itibaren güneş batıncaya (iftar vaktine) kadar yememek, içmemek ve cinsel ilişkiden uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir.

Orucun Farz Oluşu


Oruç, hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır. Orucun Müslümanlara farz olduğu Bakara Suresindeki: "Ey İman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizlere de farz kılındı. Ta ki, korunasınız" âyetiyle bildirilmiştir. Peygamber Efendimiz de, İslâm'ın beş temelinden birinin Ramazan ayında oruç tutmak olduğunu bildirmiştir.

Oruç Kimlere Farzdır?


Bir kimseye orucun farz olması için kendisinde şu üç şartın bulunması gerekir:
Müslüman olmak.
Akıllı olmak. 
Erginlik çağına gelmiş bulunmak.
Bu şartları taşımayanlara oruç tutmak farz değildir. Ancak erginlik çağına gelmeyen çocukları, bünyelerine zarar vermeyecek şekilde oruç tutmaya alıştırmak uygun olur.

Orucun Edasının Şartları


Orucun farz olması için gerekli olan şartlardan başka oruç ibadetinin yerine getirilebilmesi için de bazı şartların bulunması lâzımdır. Bunlar:
Sağlıklı olmak.
Mukim olmak (yani misafir olmamak).
Oruç tutamayacak kadar hasta olanlarla, dinî ölçülere göre yolcu olanlar oruçlarını erteleyebilirler. Hastalar iyileşince, yolcular da ikamet ettikleri yere dönünce tutamadıkları günler sayısınca oruçlarını tutarlar.

Orucun Sıhhatinin Şartları


Oruç tutma şartlarını taşıyan bir kimsenin tutacağı orucun sahih, yani geçerli olabilmesinin şartları da şunlardır:
Oruç tutmaya niyet etmek.
İmsaktan iftara kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak.
Kadınların ayhali ve lohusa halinde bulunmaması.
Ayhali ve lohusa olan kadınlar, bu hallerinin devam ettiği günlerde oruç tutamaz, namaz kılamazlar. Bu haller sona erince tutamadıkları günlerin oruçlarını kaza ederler. Fakat kılamadıkları namazları kaza etmezler.
                                      

BİR HADİS BİR YORUM


“Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, İman 28, Savm, 6)
Hadiste Ramazan orucunun önemi, kıymeti vurgulansa da ondan daha önemli olan nokta, yapılan bütün ibadetlerin temelini teşkil eden niyet ve samimiyettir. Eğer yapılan ibadette, Allah’ın rızasını kazanma olarak özetleyebileceğimiz niyet yoksa yapılan, sıradan bir fiilden ibaret olacaktır. Burada Peygamberimizin şu özlü sözünü hatırlamakta fayda vardır: “Muhakkak ameller niyetlere göredir.” Niyet o kadar önemlidir ki, sahibini bazen çok yüce mertebelere çıkarır; bazen de aşağıların aşağısına indirir.  Konumuzla ilgili hadise dönecek olursak; Allah Resulü şahsi yönü çok ağır olan oruç ibadetinin mükafatının da çok ağır olduğunu vurgular. Geçmiş günahlarının bağışlanmasını isteyen herkesin Allah’ın bir emri olan orucu tutması gerektiğini, fakat bunu yerine getirirken de herhangi bir dünyalık isteği göz önünde bulundurmamasını ifade eder. Dünyalık istekten maksat, orucu, başkalarına ayıp olmasın, rejim yapayım, midemi dinlendireyim....vs. gibi düşüncelerle tutmamaktır. Madem oruç ibadeti meşakkatli bir ibadettir, o halde bu ibadeti sıradan aç-susuz kalma fiillerine dönüştürmemek için niyetler sağlam olmalı ve orucun mükafatı sadece Allah’tan beklenmelidir. Bu duygu ve düşünce içerisinde tutulan oruçlar veya yapılan diğer ibadetler, Allah katında hakkettiği yeri bulacaktır. Yeter ki, bizler ifa ettiğimiz veya edeceğimiz ibadetlerin karşılığını O’ndan bekleyelim, Rabbimizin mükafatının ve rahmetinin çok engin olduğunu göreceğiz.   

RAMAZAN NÜKTELERİ


Sağ elinin verdiğini sol eline duyurmayanlar...

Ramazan günlerinde çoğunlukla zenginler tebdil-i kıyafetle hiç tanımadıkları mıntıkalara giderler, tenha zamanları kollayarak bakkal, manav dükkanlarına girer ve sorarlarmış:
"Zimem defteriniz (veresiye defteri) var mı?"
Esnaf bu defteri çıkarınca gelen şöyle dermiş:
"Lütfen baştan sondan veya ortadan şu kadar sahifenin yekununu yapınız."
 Esnaf söyleneni yapar, gelen de kesesini çıkarır ve hesabı ödermiş. Ardından da:
"Silin borçlarını... Allah kabul etsin!" der ve çeker gidermiş.
Borcu ödenen, borcu ödeyenin kim olduğunu, borcu sildiren de kimi borçtan kurtardığını bilmezmiş. Çünkü hepsi sadece ve yalnız Allah rızası içinmiş...

Anladık Ramazan başlamış!


Ramazan hilali görülmeyince oruç tutmanın caiz olmayacağını bilen bir tiryaki, hilali görmemek için evinin pencerelerini kapayıp perdeleri de sımsıkı örter: geceleri mahalle kahvesine giderken de başını önüne eğermiş, nasılsa bir su birikintisi içinde hilalin aksini görünce ürkerek şöyle demiş:
- Hey mübarek! Gözüme mi gireceksin, anladık işte ramazan başlamış!..

CAMİLERİMİZ
Hacı Ziya Bey Camii
Söke’de Yeni cami Mahallesi’nde olup, Söke eşrafından Hacı Ziya Bey tarafından 1896’da yaptırılmıştır.
Osmanlı mimarisinin son döneminde eklektik üslupta yaptırılmıştır. Avlu içerisindeki caminin giriş cephesi, kubbesi ve içerisi barok üslupta bezenmiştir. Kare planlı caminin üzeri yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Cephelerinde üçer pencere ve kubbe kasnağındaki yan yana barok dekorlu iki rozet pencere ile aydınlatılmıştır. Son cemaat yerindeki mihrap nişi madeni şebekelidir. Minareye buradaki bir kapıdan çıkılır. Yuvarlak kemerli bir niş biçimindeki mihrap, iki kenardaki korint başlıklı iki sütunla sınırlandırılmıştır.
Avlusunda sekizgen bir şadırvan bulunmaktadır.

 

Bu haber 2573 kez okundu.

FOTOĞRAF GALERİSİ

Bu habere ait başka fotoğraf bulunmamaktadır.
Yorumlar
    Henüz bu habere ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz